Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

19 Aralık 2016 Pazartesi

DOĞUM GÜNÜM KUTLU OLSUN

Heyhat 29'umu doldurup 30'lara yol aldığım bir  günümdeyim, sonunda yazmaya meylettim de nasıl oluyor bu kadar baş ağrısı anlayamıyorum. Yaşımın getirisi tabii ki hastalık olmasındı, o klasik söylemler de olmasa da olur. Huzur olsuun başka da pek birşey istemem esasen, manifestoya bağlamayacağım muhtemelen yine de gönlümden geçenler yok değil, bi tık daha iyi yaşam için uğraş gibi :) 

Ülkenin tarihinin en gerginleri değil belki fakat benim gördüklerim içinde aşırı tedirgin günlerden geçiyorduk. Sokakta olmak ayrı kasvet evden izlemek ayrı yorucu, izlemelerden kaçmak nereye kadar mümkün, insan yoruluyo tabii.

Kendime almayacağıma dair söylemlerde bulunmayı da alabildiğine kestim evet aldım pek de beğendiğim ürünler oldu bunlar gayet memnunum. Sürmeyeceğim dediğim ojeyi de sürdüm, renklendirmeyeceğim dedim saçla da ilgilendim oh iyi ki doğdum.

1 Aralık 2016 Perşembe

BİR TATLI ARALIK

Bir tatlı Aralık başlangıcı  yapmış bulunuyoruz :)

Buzz gibi bir İstanbul sabahına, miss gibi ağrılı bir başla uyanmamış gibi mutluyum. Çünkü uçak biletlerim var ve bunun düşüncesi bile aşırı güzel.

Kasım ayıma bir göz gezdirdiğimde, almadım diyemeyecek kadar alışverişte, gezmedim diyemeyecek kadar boğaz hattında çalışmam sözkonusu olsa da herhangi bir pişmanlık barındırmayışına sevgilerle.

Evet aşırı pıtırcık oldum zira bu ay benim ayııım! Aileme, arkadaşlarıma, kendime çok da güzel planlarım var :)

Yeni yıla, yeni yaşa, yeni kafa yapısına ulaşmalık fırsatlar bunlar hep, iyi değerlendiresin Mine kızım :)) RENK VEDAHİ DANS!!




15 Kasım 2016 Salı

AY ORTASI ANALİZLERİM

Kasım ayına da tıpkı hayatıma, kendime ve tanıdığım insanlara yaptığım gibi gereksiz ağır beklentilerle girmişsem demek. Hiç de beklentilerim doğrultusunda ilerlemeyen ayın ortasından selamlar. Plansız boğaz havası almadığım günlerde olacağımı beklentilerken, Baltalimanı'nından Karaköy'e, Kadıköy'den Süleymaniye'ye bolca aldım o havayı.

Sahaja yogayı, Macfit sporunu, leziz yemekleri, tuhaf olaylar silsilelerini, tesadüfleri ve daha pek çok durumlar yaşanıp geçerken insan umuda sığınmak istiyor pek tabii. Rutinler insanı olma konusunda fena ilerlemiyorum evet. Hala oil pullingler hala sürerken herşey güzel olacak mıydı, bekliyorum bekliyordum. Alerji testim en azından temiz çıkmıştı ve git gide daha az sağlık takıntılısı yaşıyordum. Alışveriş orucum sürüyorken 

31 Ekim 2016 Pazartesi

KISITLARIM VE BEN

Evet son yazıdan günümüze oldukça uzun bir zaman dilimi akmış geçmiş yine, yeniden. Temmuz ortasından beridir ki ülkece başımıza gelenlerdir, taşınma sürecim sonucu hiç de aklımdan geçtiğinin farkında olmadığım bir muhite göç etmelerim, hayatımın en absürt durumlarındaki duygusal çalkantılarım derken hayat ah ne tuhaf bir akıştasın.



Neyse ki değişmezlerimden biri yeniden hayatımda, ah evet sonunda yeni kısıt koymalarımla karşımdayım. İçimdeki çocuğa sınır koyma: hayatımın bi 25 yılını kadar alabildiğine sınır tanımaz geçirmişken son 3 yılımda da olabildiğince despot bir ebeveyn kıvamında kurallarla geçmekteydi. Zira kendimle konuşmalarım asla susmuyordu.

İşte radikal kararlar sürecimde yepyeni ya da yeniden gündem yaptığım başlığım: harcamadan yaşamak. Temel temizlik malzemelerim ve sağlıklı olan besinlerim haricinde, 31 Ekim 2017 deadline oluşturan yeni bir serüvene başlıyorum! Ah evet kesinlikle izlediğim bir belgeselden etkilendiğim doğrudur. Aşağıda kendime hatırlatma linkinin de bulunduğu bir daha hatırlattı ki, sürdürülebilirlik yöneleceğim alanlardan olacaktır.




Bir diğer kritik kararım da kasım ayı boyunca, Boğaz hattında plan yapmayacağım gibi arkadaşlarıma da vakit ayırmayacağım durumu olacaktır. Uzadıkça uzayan, plan ayarlayamama, trafikte ölen saatler, gecikmeler, ertelemeler derken kendimi ev insanı olmaya yönlendirdi. Tabii ki haftada 3 günü spora, 2 günü YDS kursuma ayırma kısımları hariç, kalan zamanı da AÖF ve YDS için ders ile, meditasyon ve sessizliğin sakinliğinde sıcacık evimde geçirme hayallerine kapıldım.



Babamın aşırı pesimist bir tavırda tekrarlayıp durduğu hiç bir gün yoktur ki geçen günü aratmasın önermesi ile beklenti yapma sözleri aksine güzel olaylara, günlere inancımı kaybetmeye henüz hazır değilim sanırım, selam olsun huzur günleri!:)

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Yazı Ortalamışken

Tabii ki yazlar ortalansa da yazılar hep yarım yamalak...
Uzun uzun yazmalıyım baskılamalarıyla kendimi engelliyorum en çok.
Tüm engeller kafamın için de biliyorum da yine de duvarlar var diyorum.
Kendime ne çok yükleniyorum ve nasıl da söz geçiremez oluyorum en sonunda.
Ramazan bitti, bayram geçti, Akdeniz'i ve Ege'yi hayırladım bu yıllık. Geriye birkaç İstanbul civarlı Karadeniz ve Marmara kaçamağı yapar da yazı bitiririm diyorum da asıl bitecek olan Fulya maceram. 
Ne kadar çabuk bağımlılık geliştiriyorum. 
Çocukluk evimden başka hiç bir yerde 3 yıldan uzun kalmamışken istemdışı gelişmelere tepki göstermeden edemiyorum.
Ne çok hayali eşzamanlı yaşıyorum.
Kariyer değişikliğine azmetmek en makulu olacak belki, rehavet ah o ağırlık, o garanticilik o buldumculuk...
Yoga ve meditasyonu alabildiğine sürdürme çabalarım bir yana da bu prozac içmiş şekilde dolaşmaksa huzur, evet o alanlarda takılıyorum bolca.

Ve kaliteye taktım en çok da. Her konuda. Beslenmede, insan ilişkilerinde, giyim ve dekorasyonda. Yeni almamak için harcadığım çaba yanında elimdekilerden de arınmak en çok uğraştığım konu başlığı oluverdi son günlerde... Tabii tek başıma gelmemiş olabilirim bu seviyeye, pek sevgili Selis'imin izi de olabilir :) Evimde belki en sevdiğim neyse olan Dünya küremi bile attım ben bu yoldan dönmem artık!

Bir de başımızdan eksilmeyen kara bulutlar var ki, hiç bir şekilde ruh ve beden sağlığıma katkı sağlayamayacağı sebebiyle bahis konusu bile yapmaya değmezdi. En çok da deprem beklentisi ruhuma zararda olup kabuslardan kurtulmayı başaramasam da güzel günlere umudu korumak en büyük çabam. Gelesin güzel günler...

13 Nisan 2016 Çarşamba

Rutinler Problematiği

Bu mecra benim kaçıp sığındığım, sığınak olarak görmekte bi beis görmediğim ve istediğim her an yazabileceğim bir platform olmalıdır düşüncesiyle başladım pek tabii. Daha önce defahatle bahsettiğim gibi, kendime koyduğum kuralları arttırmanın da işe yaramadığı bir durumla daha karşı karşıya kaldım an itibariyle.


Kendimi manasızca patlamalar yaratmış parasoley gibi hissediyorum böyle zamanlarda. Neyse ki Fotoğraf Kursum belki ileri seviye sonrası temel fotoğrafçılıkla dönmek, bu yoğun günlerim öncesi derde deva gibi adeta!

Kendimi her türlü sanattan soyutlayıp bolca depresif hissediğim günlerden sonra, sinema, tiyatro fotoğraf çekimi için turistik bölge ziyaretleri olsun iyi hissettirdi ruhumu, iyi hissetmeyi pek seviyorum!


Yan kadrajım, yeşili kaymış fotoğraflarım falan, gayet eleştirel yaklaşan, beğenmeyen bir hocam varken, ben yine de eğlenecek bir konu başlıkları buluyorum elbet, metrobüste uyurken yakalanmamalı bana tanıdıklarım, trafikte de telefonla konuşmamalı, zira affetmem yakalarım. Papparazi fotoğrafçılığı teklifi gelmemiş gibi takılayım ben :)


BTW gayet editlemem gereken çeşitli fotoğraflarımı buralara atma sebebimi çözemiyor olabilirim ancak sabah yazdığım ve kaydolmayan entry teşebbüsümden sonra, uyumadan önce gitsin istiyorum uzay boşluğuna!



Önüme fazlaca karar vermem gereken zaman girince tabii, böylece dokulardan gitmek makul geliyor, white balance dengesi sağlayamamış olsam da :)

Rutine oturtmak zor zira, zinciri kırmayacağım dediğim 9556 adet iş olunca olmuyor demek ki. Minimal bir hayata kayacağım ben de elbet birgün!

8 Mart 2016 Salı

EMEKÇİLİK

Emek olmadan yemek olmaaaaz-lardan geldiğimiz noktaya bakacak olursaak Emekçi kadınlar günü kutlamak münasebetiyle çeşitli sosyal mecralarda dönüp duran, bugün göz göre göre geçen, yarın tarih olacak sloganları yazıları toplayıp da avşivleştirmek istedim. 

Olur da yıllar geçer ve seksist söylemlerin yok olduğu bi dönem gelirse, ne kötü dönemlermiş der yaşanan o gelecek günlerde sevgi duyarız. Ha yok iyileşemeyip artarak sürüp gitme durumunu olursa da ki umarım olmaz. Çünkü mutsuz kadınlar döneminden geçiyoruz, baskıyı etraftan alıp zihin süzgeçimizde kallavileştirip üzerimize yağdırıyoruz. Zira ben kendimden bilirim en çok döndürmeleri, kendime saplamaları...


Hayatımda en çok kadınla, yaşıtım ya da yetişkin hatta oldukça olgunlar da varken içlerinde, dokunabilsem etkilesem umut katsam diyorum. Ağzımı açtığım anda ise kendimi ne kadar hallettim, yolun neresindeyim sorgusuyla susuveriyorum. Ah değişimler olumluya olsun isterim!




Özgecan Arslan için park açılırken, müstehcen bulunmuş heykeli iyi mi!?