Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

terapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2016 Pazartesi

ZOR DURUM TUTUMU

Aylar aylar süren, izinlerde, tatillerde, her düşünce arası kendime zaman ayırarak, yazıp çizerek oluşturduğum, sarıp sarmaladığım hassas ruhuma pansumanlarımı spor salonları, yoga merkezleriyle ruhani etkinliklerle pekiştirip durulmuştum. Pek tabii kararlar çıktı, derken tek bir olumsuz haberle kurguladığım tatlış ruh halim hooop baltalandı. Korkunç düşünceler içinde bir hafta sonu geçirmişken şubatın 2. haftası kararları aldım. Baştan mağlup olmayayım da ah ne kadar ütopik. Şöyle ki:

- Sağlıklı beslenme durumunda geliştirdiğim alışkanlığa sadık kalıp temiz besleneceğim,

- Egzersizlerime ve sporuma devam edip kondüsyonumu düşürmeyeceğim.

- İyi Hissetmek kitabından edindiğim görevleri harfiyen yerine getiremesem de varlığını kendime tekrarlamayı görev edineceğim.

- Her şeye beklentiyle yaklaşmak yerine, olası durumların zaten belirsizliğine dair realist yaklaşağım.

- Ülkeden gidebilmek beklentisiyle oturup durmak yerine, yerinde harekete geçip gerçekleyeceğim!

- Minimalist yaşam çabalarımı hatıramda bulundurup, tüketim toplumu bireyliğine direneceğim.

- İzlememeyi sürdüreceğim, kasım ayından beri süregelen film izlememe, dizi-tiyatro işlerine girmeden, istediğim türde kitaplar üzerinden devam edeceğim. Bu aralar, kişisel gelişim tabanlı, psikoloji, felsefe durumu üstünde gideceğim. 

- Saykodelik görsellere abanacağım :) zira renkler beni çıldırtıyor.



Paul Robertson


- Beslenmeye ve alışveriş tutumumu son 45 gündür sıfır giysi alışverişi ve yaklaşık 1 yıldır falan sıfır kötü hamburgerli menü şeklinde geçirmiştim. Derken Nike tabumu yıkışımın şerefine aldığım spor ganimetlerimi artıran Air Maxlerim olsun, koca bir Burger King hamburger menüsünü soğan halkalarını, cipsleri soslayarak yuvarlayıverdim. Bunların vicdan azabını çekmiyorum, maksimum zararı verebilecek olan ise yine 2 ay sonra Djarum almış olmam. 

- Kısıtlarımı özel durumlarda aksatabileceğimi bilmek pek güzel!

26 Ocak 2016 Salı

TERSİNİ TEBBET

Yıllar yılı kullandığım, ailemden öğrendiğim çeşitli tabirlerin aslında herkesçe kullanılan ulusal yaygın dilden olmadığını fark ettikçe girdiğim gülümsemeli haller bir yana çok mutlu olduğum bir hediye almışken dün, kapılıverdim bu düşüncelere.

Çok düşünceli, aşırı kibar resmi işler sorumlusu arkadaşın elleri dolu gelerek, "umarım herkesin sevdiği renkte vardır" dediği anda gözüme çarpıveren TUPTURUNCU ajanda ile, herkes seçime yönelmişken bana kalan favorim olmuştu. Buraya kadar da her şey normal zaten. 

Derken yerime oturdum, kapağını açtım ve gördüğüm:



İşte açtığım an vuruldum!!

Tersine tebbet bi ajandam olmuştu, hemmen 2016'yı bitirmiştim.

Mısmıl olsa kesinlikle bu kadar sevemezdim.

Apışıp kaldığım bi günde bu defterle ilgilenmek en büyük keyfim. Majezikperver bi günden huzur serpiştirmeleriyle karküresi içinde gibi yaşamak ne güzel!

Klişe manzaralardan sıkılmama konusunda irademe de saygım var. İyi ki İstanbul'dayım dediğim günler artarak çoğalabilirler :)




Spor hala en favorim ve esnemelere doyamıyorum. Sıcakta esnelemeler de kedileşmek sayılır mi?! 




Hazırladığım deneysel lezzetlerle de çılgın iştahıma müdahale ediyor olmak pek iştah dizginleyici. Zira ne pişirsem hüüüp bitiriyoruuuum! Her lezzete italyan efekti katma çabalarım, sarımsak, mozzarella, zeytinyağı, fesleğen, kurutulmuş domatesle müdahalede bulunmak engellenemez olmuştu.




vakt-i zamanında ofisime başladığımda ilkbahardı, yaz geçti güz geçti karlı günleri de gördük ya, bakalım ne sürprizlere gebe günler...


12 Mart 2015 Perşembe

Ailenin Hayatımızdaki Yeri ve diğerleri

Hayatımın hiç bir aşamasında aşırı hırsları olan, iç disiplini yüksek, iç sesiyle uyumlu biri olamadığımı kabul etmek zorunda olmam gerektiği gibi, her zaman challenge peşinde koşan, sıkıldığı an da mevcut uğraşı orada kesip hoop yenisine yaratıp hızla ona koşan ve oradan da hızla uzaklaşan olduğum bir gerçek. Tumblr alıntım öyle olmadığını söylese de, farklı bir ilişki sözkonusu bu durumla aramda!



Blog yazmaya kararlar alıp alıp bırakışlarım için de kendimi kandırdığım, düzenli olacağıma inandığım bir yol olarak görebilirim, ancak bu kez huzura sağlıkla kavuşmaca gibi hayat amacım gördüğüm bir konudan girince farklı olacak sanmıştım, yayın periyodlarıma göz atınca yanılma payımın olduğu aşikar. Umudumu yitirmemeye sebep görebileceğim tek bir konu var ki o da aklımda sık sık eveet bir blogum var ve yazmam gereken konular çığ gibi büyüyor şeklinde yaklaşımım oldu.


Koşturmacalar, katılınan etkinlikler, annemin evime 10. İstanbul yılımda yaptığı en uzun ziyaretin gerçekleşmesi gibi mazeretler sayabilirim bu süre için. Tiyatro için annemle gidilebilesi birşeyler ararken karşıma Oda Tiyatrosu'nun kadınlar günü için oynadığı "En Güzel Aşk Şarkılarını Kadınlar Yazar" adlı oyuna gittik romantik şarkılardan komedili repliklere, yeğenimin de bizle olduğunu düşünürsek 3 nesle hitap etti ve çok da güzel oldu :) final sahnesiyse şurada :)



Ve fakat asıl bir etken var ki beni en çok yoran ve zorlayan da o oldu. TTNET! Evimin internetini 4 gün gibi bir süre kesip, telefonla hiç bir şekilde teknik destek sağlamayıp en sonunda da daire içi hizmet adı altında ekip yollayıp bunu da ekstra ücretlendirmeyi kendine hak gören, kontratım bittiği anda devamlılığı sağlamayacağıma kesin olarak karar vermiş olduğum aptal kurum!


Hadi o öyle bir kararla geçiştirildi,kendimi sakinleştirip yüreğime suyumu serpiştirdim de, peki yeni geçiş için başvurduğum AVEA'ya numara taşıma için başvurumda 4 kes hatalı yazılan numaramın sonunda doğrusu olduğuna çok eminken, 6 günlük bekleme süresi sonunda yanlış olduğunu kavramam nasıl bir şoktur! 4 yıldır mobil internetsiz tek bir gün geçirmemişken 12. günümde telefonum sıfır dk, sms ve gb ihtiva eden bir çöpe dönüşüverdi kafamda. 

Anneciğimin bu durumu özetler sözü de her an her şeye sahip olmaya bağımlılığıma laf atar ve silkeler cinstendi, "elindekilerin değerini bilirsin belki bu sayede bi nebze!" peki annem öyle yaparım, yapamayabilirim de, yoksunluğunu çekiyor olmam hiç hoş değil! Psikanaliz rocks en sevdiğim terapi defteri sahibi ne de güzel anlatmış.




Neyse önümü alamayıp 9 günlüğe kalkışınca pek uzadı. Bir kısım etkinliği bir sonraki yazıma aktarmak mantıklı olabilir.

Sağlık sıhhatle olsun!